Kahvemi yudumlarken eski yazılarımı okuduğumda bir şey fark ettim. Yıllarca teknolojiyle, kodlarla, yabancı kaynaklarla o kadar içli dışlı olmuşuz ki; cümlelerimizin yapısı bozulmuş, sanki filmlerdeki robotlar gibi sadece kendi aramızda anlaştığımız garip bir Türkçe ortaya çıkmış. İşte tam bu noktada, o çok sevdiğim yapay zekayı (LLM'leri) kendi bozuk Türkçemi toparlamak, okuyucuyu sıkmayacak akıcı cümleler kurmak için bir editör gibi kullanıyorum. Ama kafalardaki o büyük soruyu doğrudan yanıtlayarak başlayalım:
Bu blogdaki yazıları yapay zeka mı yazıyor?
Hayır.
Bu blogda okuduğunuz hiçbir insan yapımı metin yapay zekaya yazdırılmadı ve bunu değiştirmeye de hiç niyetim yok. Metinlerdeki tüm o garip dil bilgisi hataları, yanlış varsayımlar, yazım hataları ve can sıkıcı anlatım tarzı tamamen bana ait.
🤝 Okuyucu ile Kurulan "Sosyal Kontrat"#
Yazı yazmak için büyük dil modellerini doğrudan kullanmıyorum. Ne bu blogda ne de profesyonel iş hayatımda.
Çünkü insanlara yapay zeka tarafından üretilmiş ham metinleri okutmaya çalışmanın, aramızdaki o görünmez sosyal kontratı1 ihlal ettiğini düşünüyorum. Kendi ismim altında bir yazı yayınladığımda, okuyucunun o konuyu gerçekten anladığımı ve yazıyı sahiplendiğimi bilmesini isterim. Onun zamanına ve emeğine saygı duyduğumu göstermenin tek yolu budur.
Sırf kelime sayısı artsın diye yapay zekaya sayfalarca metin doldurtup insanlara sunmak, bir arkadaşını kahve içmeye çağırıp onun önüne banttan kaydedilmiş bir konuşma dinletmeye benzer.
Eğer ben bir konuyu yapay zekaya yazdırıp sana göndereceksem, sen de gidip onu başka bir yapay zekaya özetletip okuyacaksan, gün sonunda ne elde etmiş oluyoruz? Bunun yerine sana doğrudan o konuyu araştırman için gereken ipucunu verir, kendi yapay zekanın başında konuyu araştırmana izin veririm. Bu, senin zamanını çok daha verimli kullanmanı sağlar.
Kendi adıma iş hayatında da biçimden ziyade işleve önem veririm. Eğer yarım sayfalık bir fikrin varsa, bana o yarım sayfayı ver dostum. Altını Claude veya ChatGPT ile doldurup bana beş sayfalık bir rapor sunma. Eğer yapay zekanın fikrini merak edersem, gider ona kendim sorarım. Üstelik kendi bağlamımla çok daha kişiselleştirilmiş bir cevap alırım!
💻 Kod Yazmak ve Yazı Yazmak Neden Farklı?#
Yazı yazarken yapay zekaya sınır çiziyorum ama kod yazarken işler değişiyor. Tabii ki projelerimdeki veya bu blogdaki kodları körü körüne yapay zekaya teslim edip, ne olduğunu anlamadığım deneme-yanılma (vibe-coding) yöntemiyle yazılmış geçici yamalarla doldurmuyorum. Kodun mimarisini, mantığını ve her satırını kendim tasarlıyorum. Yapay zeka burada benim için sadece işleri hızlandıran akıllı bir asistan. (Eğer kendi kod asistanınızı kurup yerel modellerle çalışmak isterseniz, Yerel AI Kurulum Rehberi (LM Studio & VS Code) rehberime göz atabilirsiniz.)
Peki kod yazmakla yazı yazmak neden farklı? Kodun asıl amacı bilgisayara komut vermektir; mantık doğru kurulup çalıştıktan sonra arka plandaki süreç işler. Ancak yazının amacı doğrudan insana dokunmak, onunla fikir paylaşmaktır. Yazıda yapay zekaya ham metinler yazdırmak aramızdaki samimiyeti zedelerken, kod yazarken asistan kullanmak sadece işimizi kolaylaştıran teknik bir destektir.
🚫 Link Çevirmenliği ve Reklam Avcılığı#
Yapay zekayı yazı yazarken sadece bir editör ve eleştirmen olarak kullanıyorum. Bozuk cümleleri toparlamak, imla hatalarını gidermek için harika bir yardımcı. Ancak yapay zekayı hiçbir zaman sadece "içerik üretmek" için bir araç olarak görmedim. (Hatta bu konudaki tespit araçlarının tutarsızlığına değindiğim Yapay Zeka Dedektörü Saçmalıkları yazıma da bakabilirsiniz.)
İlgilenmediğim, merak etmediğim hiçbir alanda yapay zekaya yazı yazdırmıyorum. İnternette gördüğüm her teknik linki alıp yapay zekayla alelacele Türkçe'ye çevirip, araya reklamlar serpiştirerek kolay yoldan para kazanma gibi bir derdim yok. Bu blogdaki her kelime, arkasında gerçek bir merakın, uykusuz kalınan gecelerin ve kurcalanan sistemlerin izini taşır.
Yapay zekayı çok seviyoruz, hayatımızı kolaylaştıran bir asistan olarak baş köşeye koyuyoruz; ama okuyucuyla aramızdaki o samimi ve insani bağı korumak adına kalemi her zaman kendi elimizde tutmaya devam edeceğiz.
-
Yazar ile okuyucu arasındaki, karşılıklı zaman ve emeğe saygı üzerine kurulu yazılı olmayan toplumsal anlaşmadır. ↩